İsviçre Başkenti  Bern’de „Düşünce ve İfade Özgürlüğü“ Paneli

EINLADUNG - PODIUMSGESPRÄCH IN BERN ZUM THEMA 

ORGANISATOREN. ALBERT HOURIET. - VEREIN ZUR FÖRDERUNG DES GEDANKENGUTS VON ATATÜRK (Bern ve Zürich)

06 Nisan 2008 Tarihin`de Bern ve Zürich Atatürkcü Düsünce Dernekleri`nin Ortak Calismalariyla BERN`DE Düzenlenmis olan Panele ( DÜSÜNCE VE IFADE ÖZGURLÜGÜ - POIUMSGESPRÄCH IN BERN ZUM THEMA )  Katilimci Olarak Degerli Prof. Norman Stone. (Tarihci, Margert Thatcer Danismani) Oscar Freysinger.(Ìsvicre Milletvekili)Karl Grünberg (S.O.S Rasism) Pulat Tacar  (Emekli Büyük Elci)Yavuz Dedegil (Karlsruhe Üni. Ögr. Üyesi ) ve  Cesitli Dernek Yöneticileri, ve siz degerli Vatandaslarimizin katilimlariyla basarili bir sekilde sone ermistir.

06 Nisan 2008 Tarihinde Bern`de yapilan Düsünce Ve Ifade ézgurlu`gü ile ilgili panelde cekilen, Orhan Kaya`nin Objektifinden Fotograflar.

Bernde Panel Resimler

 

6 Nisan 2008 Pazar günü Bern’de, eski İsviçre milletvekili Albert Houriet ile Bern ve Zürih Atatürkçü Düşünce Dernkleri‘nin düzenlediği, „Düşünce ve İfade Özgürlüğü“ konulu bir panel yapıldı.

200 kişinin katıldığı, Dr. Yavuz Dedegil’in yönettiği ve çok başarılı geçen panelde, bizleri yanliz birakmayan katilimcilara ve siz degerli dernek yöneticilerine yapmis olduklari katkilardan dolayi tesekkür ederiz.

Panelin ilk konuşmasını, Türk-Ermeni ilişkilerini en derin incelemiş olan İngiliz tarihçi ve eski İngiliz Başbakanı Margaret Teacher’in danışmanı Prof. Norman Stone yaptı. Prof. Stone, Tehcir kararından önce Fransa ve Çarlık Rusyasının birliklerinde savaşan Ermenilerin ve Ermeni çetelerinin Anadolu müslüman halkına inanılmaz hunharlıklar yaptığını ve tehcir kararının, Türklerin kendilerini savunmaları için kalan tek yol olduğunu ve bu tehcir esnasında Ermenilerin verdiği kayıpların hem bir devlet emri olmadığını hem de Ermenilerin verdikleri sayıların çok altında olduğunu ifade etti. Prof. Stone, Osmanlı devletinin, tehcir edilen Ermeni halkın mal ve can güvenliğini günün savaş şartları içinde sağlamak için

(Panelistler. Soldan sağa: Başkan Ethem Kayalı, Dr. Yavuz Dedegil, Prof. Norman Stone ve

                     İsviçre Milletvekili Oscar Freysinger )

 

elinden geleni yaptığını, bu koruma emirlerine uymayan 1500 subay ve memurunu da muhakeme ettiğini bildirdi. Sonuç olarak, bu tehcir olayının kesinlikle bir soykırım olarak görülemiyeceğini ve Ermeni Diasporasının aksi iddianın delili olarak gösterdiği birçok belgenin de sahte olduğunun ispatlandığını sözlerine ekledi. Dr. Doğu Perinçek’in mahkum edildiği „Rasizmi önleme“ kanununun yanlış uygulanarak İsviçre’de düşünce özgürlüğünü antidemokratik bir şekilde kısıtladığını ifade eden Prof. Stone ve onun makalesini yayınlayan gazete hakkında da İsviçre’de bir soruşturma yapılmaktadır. Prof. Stone, bunu bildiği halde İsviçreye geldiğini ve demokrasi için bu mücadelelerin verilmesi gerektiğini söylerken, bileklerini çaprazlayıp, „evet ben de soykırım iddiasının bir yalan olduğunu söylüyorum, gelsinler beni tutuklasınlar!“ dedi.

 

İkinci konuşmacı, SOS-Rasizm derneği sözcüsü Karl Grünberg, sözcüsü olduğu derneğin rasistlikle mücadelenin dünyada ve özellikle İsviçre’de çok önemli olduğunu ve Dr. Perinçek’in mahkum olduğu kanunun İsviçre’de gerekli ve önemli olduğunu açıklayan bildiriyi okudu. Getirdiği örneklerden anlaşıldığı üzere bu kanun pek çok ülkeden yabancının yaşadığı İsviçre’de, iş-konut- vs. Gibi konularla ilgili sosyal alanlarda gerçekten gerekli olabilir. Yine anlaşıldığı üzere bu kanun, aslında iç ve dış politikaları hedeflemediği gibi, düşünce ve ifade özgürlüğünü de hedeflememektedir.

Üçüncü konuşmacı, halen İsviçre parlamentosunda milletvekili olan Oscar Freysinger’di. Freysinger, parlamentoda „Türkleri Ermeni soykırımı“ ile suçlayan önergeye kabul oyu verdiğini, ancak az sonra bir arkadaşının uyarısı üzere, aslında, milletvekillerinin çoğu gibi, kendisinin de bu konuda hiçbirşey bilmeden bu oyu verdiğinin bilincine vardığını ve gerçekleri öğrendikten sonra da çok pişman olduğunu açıkça ifade etti ve bu kanunun mutlaka kaldırılması gerektiğini söyledi. Dr. Perinçek’in mahkum edilmesinin, bu kanunun açıkça düşünce ve ifade özgürlüğünü kısıtladığını gösterdiğini ve, bu hakların olmadığı bir yerde kesinlikle bir demokrasinin de olamayacağını ifade etti. Freysinger bu konuda

( Panelistler: Soldan sağa: Karl Grünberg, Dr. Yavuz Dedegil, Prof. Norman Stone ve

                     İsviçre Milletvekili Oscar Freysinger )

 

düşündükçe, bazı şeylerin kendisinde soru işaretleri doğurduğundan bahsederek, yakın geçmişte, Ruanda ve Serebrenica gibi,  dünyada daha pek çok kanıtlanmış soykırım olduğu halde, İsviçre parlamentosunun bu konulara değinmeyip, 90 sene önceki bir olay hakkında soykırım kararı almış olmasının açıklanamayacağını ifade etti.

Burada söz alan Dr. Yavuz Dedegil, Alman Parlamentosunda da 2005 senesinde muhalefetin getirdiği benzeri bir önergenin, iktidarın da katılımıyla, oy birliğiyle kanunlaştığını, orada da bu konuda hiç bilgisi olmayan milletvekillerinin „evet“ oyu kullandığını bildirdi. Ancak  yakından incelendiğinde, bu önergenin Alman Parlamentosuna ABD tarafından empoze edildiğinin işaretleri bulunduğunu söyledi. „Bay Freysinger de aynı yöntemle araştırırsa, İsviçre parlamentosuna verilen önergenin de gerçek  sahibi olarak aynı adrese ulaşacaktır“ dedi.

Freysinger bir örnek olarak, bir İsviçreli’nin „Kosovalılar krimineldir“ dediği için önce mahkum edildiğini fakat, temyiz mahkemesinde, Kosovalıların diğer gruplara göre çok daha fazla suç işlediklerini gösteren istatistikleri ortaya koyunca, beraat ettiğini söyledi; ona gerçeği kanıtlama hakkı tanınmıştı; fakat Dr Doğu Perinçek mahkum edilirken, tezinin doğruluğunu kanıtlayan 95 kiloluk evraka göz bile atılmadı, yani iddiasının doğruluğunu ispatlama hakkı göz ardı edildi ve engellendi. Freysinger, „Anti-rasizm“ kanunuyla yılda 10 kişinin cezalandırıldığını ve bu kanuna esasen gerek olmadığını ve bu konuda yürürlükteki ceza kanununun yeterli olduğunu da sözlerine ekledi.

 

                        ( Paneli izleyen cok degerli katilimcilar ve  dernek yöneticileri )

Panelin ikinci bölümü özellikle hukuki konulara ayrılmıştı. Dr. Doğu Perinçek davasının Avrupa İnsan Hakları mahkemesinde savunulması konusunda danışmanlık yapan ve bu panel için İsviçre’ye gelen emekli büyükelçi Pulat Tacar, Dr. Doğu Perinçek’i mahkum eden Lozan Polis Mahkemesinin, kararını ispatlanır şekilde yanlış verilere dayandırdığını açıkladı: „O kararın gerekçesindeki, bir Ermeni soykırımının Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi tarafından da kabul edilmiş olduğu iddiası gerçek dışıdır, çünkü bu her iki kurumda da bu konuda bir oylama bile yapılmamıştır!“. Pulat Tacar, bir soykırım iddiasının ancak tarihçi, hukukçu, sosyolog ve antropolglardan oluşan uluslararası ve bilimsel bir komisyon tarafından karara bağlanabileceğini, uzman olmayan parlamenterlerin bu konuda bir karar veremeyeceğini vurguladı. Türkiye bu konudaki arşivlerini herkese açmış iken, Ermenistan’ın ise arşivlerini hala kapalı tutmasının da bu konuda manidar olduğunu ifade etti.

Son konuşmacı İsviçreli hukukçu ve gazeteci Manferd Bühler, Rasizmi Engelleme Kanununun, hukuki teknik açısından bulanık kavramlar içerdiğini ve her tarafa çekilip, çok geniş ölçüler içinde yorumlanmaya müsait olduğunu bildirerek,  „ben böyle bir davada hakim olmak istemezdim“ sözleriyle kanunu eleştirdi.

Panelin soru-cevap bölümünde, 30 Haziran 2007 de Winterthur‘da yine Bern ve Zürih ADD’lerinin düzenlediği  „Türkiye Seçimleri“ konulu ve Dr. Doğu Perinçek’in davetli olduğu halde İsviçre vize vermediği için katılamadığı toplantı dolayısıyla, Ali Mercan (İşçi Partisi yurtdışı sorumlusu), Ethem Kayalı (Bern ADD başkanı) ve Hasan Kemahlı (Zürih ADD başkanı) hakkında da, Winterthus savcılığının Anti Rasizm kanununa dayanarak 6 ay hapis veya 12.000 İsviçre Frangı ceza istemiyle dava açmış olduğu bildirildi. Bunlardan Ali Mercan, „Dr, Perinçek’e vize verilmemesini kınayarak kendisinin de Ermeni soykırımı iddiasına inanmadığını“ birdirmekle suçlanmaktadır. ADD başkanları ise, bu toplantıyı düzenledikleri için cezalandırılmak istenmektedir. Bu olay bile, İsviçre’de düşünce ve ifade hürriyetinin ne denli sınırlanmakta olduğunu sergilemektedir.

Panel sonunda, İsviçre’de rasizmi önleme kanununun yegane savunucusu

                           ( Paneli izleyen cok degerli katilimcilar ve  dernek yöneticileri )

Grünberg’de, gerek Dr. Perinçek hakkındaki mahkumiyet kararı ve gerekse Ali Mercan, Ethem Kayali ve Hasan Kemahli hakkında sürmekte olan davaları şaşkınlıkla karşılamış ve bu konuyu ilgililerle ayrıntılı olarak görüşmek istediğini bildirdi.

 

( Panelistler: Soldan sağa: Albert Houriet, Avukat Manferd Bühler, Dr. Yavuz Dedegil, E.Büyükelci Pulat Tacar, )

Halen tutuklu bulunan İşçi Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek ile, aynidavadan tutuklanıp, şimdilik serbest bırakılan Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu ve Cumhuriyet Gazetesi başyazarı İlhan Selçuk’a, gıyaplarında birer „Düşünce ve İfade Özgürlüğü Savaşçısı“ plaketi verildi.

Panalin düzenlenmesinde destek ve katki saglayan tüm vatandaslarimiza tesekkür ederiz.

Saygilarimizla. Bern ve Zürich Atatürkcü Düsünce Dernekleri

www.add-bern.ch